Cumartesi, Mart 13, 2010
   
Yazı boyutu
Giriş yap

Sultanın Köşesi

Bir Şiirin Hikâyesi

mustafayasar
BizLogoHer şiirin bir yazılış hikâyesi vardır. Bazı şiirler bir olayın ardından yazılır, bazıları yoğun bir duygunun tezahürü olarak ortaya çıkar. Bazen de bir kelime ya da bir mısra olmadık bir yerde dilinize dolanıverir ansızın. O an o mısrayı kâğıda aktaramazsanız bir daha hatırlayamazsınız ve genelde bir şiirden olursunuz. Çünkü o mısra beraberinde kendinden sonraki mısraları da getirecektir. Bu, o anki bir duygu yoğunluğunun tezahürüdür. Sonradan mısrayı hatırlasanız da duygu yoğunluğunuz kaybolacağından şiiri tamamlamanız çoğu zaman mümkün olmaz.

"Şiirlerim" adlı şiirim de böyle olmadık bir yerde ilk mısrasını yakaladığım şiirlerdendir.

Geçmiş zaman, konusunu tam hatırlamıyorum ama konferans salonunda bir panel mi açık oturum mu ne var; ve sahnedeki konuşmacılardan biri de benim. Oturumu Salih Zeki hoca idare ediyor. Biz de düşüncelerimizi açıklıyoruz.

 

Eşek ile Deve

mustafayasar
BizLogoİlginç bir hikayedir:

Bir deve ile bir eşek vakt-i zamanında bir kervanda yük taşırlarmış. Kervanın sahibi de biraz insaftan yoksun biriymiş. Hayvanlara yükü çok vururmuş, yemi de az verirmiş. O yüzden kervandaki cümle hayvanat, atlar eşekler develer zayıflıktan perişan bir haldeymişler. Ağır yükler altında aylarca yol alırmış bu zavallı hayvanlar. Ovalar, dağlar aşarlarmış. Seferin biri bitmeden diğeri başlarmış.

Yine böyle uzun seferlerden birinde kervanın yolu sarp bir dağa vurmuş. Ta aşağılarda bir dere varmış. Yol demeye bin şahit ister bir ince çizgi üzerinde ölüm korkusu duya duya ilerliyorlarmış. Bir ara nasıl olmuşsa deve ile eşek uçurumdan aşağıya yuvarlanmaya başlamışlar. Tesadüf bu ya sırtlarındaki yükler yola yakın bir yerde kalmış. Bizim eşek ile deve yuvarlana yuvarlana dereye kadar inmiş. Kervanın sahibi yukarıda kalan eşyaları diğer hayvanlara yüklemiş. Aşağıya yuvarlanan eşek ile deveden artık bir hayır gelmeyeceğini düşündükleri için onları kendi kaderlerine terk edip yola revan olmuşlar.

   

Meslekler Üzerine

sultanmustafa
BizLogoVeliyyüddin-zade, bir gün meclis kurmuş otururken söz dönmüş dolaşmış dünyanın bir huzur ve mutluluk yeri olmadığına gelmiş.

Veliyyüddin-zade, dünyanın insana verdiği sıkıntılardan üzüntülerden epeyce örnekler verdikten sonra ortaya bir soru atmış:

"Acaba dünyada huzurlu mutlu gamsız kedersiz yaşayan bir kesim var mıdır?"

Mecliste bulunanlardan biri: "Olmaz mı hünkarım." demiş. "Elbette öyle bir güruh vardır. Ben kendi gözümle gördüm. Adamlar tam huzur ve rahat içinde mutlu mesut yaşayıp gidiyorlar. Ne kazanma diye bir dertleri var ne de iş sıkıntıları. Bir büyük sarayı avlamışlar. Gece gündüz yatıp dururlar. Gah sohbet gah şaka yapıp uyurlar. Yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında. Üstelik para da harcamazlar. Her şey bedava. Günde üç dört saat çalışırlar kalan zamanda keyiflerine keyif katarlar."

Sultan, hayret etmiş. Kim ola bu rahat adamlar diye düşünmüş taşınmış fakat bir sonuca varamamış. Bu taifenin kim olduğunu sormuş.

   

Nev'i, Bir Dikkat ve Bir Teşekkür

sultanmustafa
BizLogoGeçen haftanın yazısında bir beytin Nev'i'ye ait olduğunu sandığımı ifade etmiştim. Yazımın sitede yayımlandığı gün sevgili Emrah Demiray, söz konusu beytin Divane Mehmet Çelebiye ait olduğunu yazmıştı.

İnternetten beyte baktım. Emrah'ın yazdıkları doğruydu. Beyit, Divane Mehmet Çelebiye ait bir müseddeste bentlerin sonunda tekrar ediliyordu. Kafama takıldı bu durum. Okulda bir iki kaynağa baktım, şairini Nev'i olarak belirtmişlerdi. Yine de güvenemedim.

Nihayet evde Nev'i divanını buldum. Yaklaşık altı yüz sayfalık bir divan bu. Derken gazeli buldum. Önce o gazeli sizlerle paylaşalım:

   

Güzellikler Üstüne Birkaç Söz

sultanmustafa
Ey Fuzuli bende rahat koymadı şeyda gönül
İsterem ki kurtulam andan verem bir dilbere

BizLogoŞu beyitteki güzelliğe bakar mısınız sevgili dostlar. Böyle bir beyti yazabilmek için gerçek anlamda dile hakim olmak gerekir belki ama yeterli değil tabi, çok kıvrak bir zekaya da sahip olmak gerekir.

İsterseniz beyti daha iyi anlayabilmeniz için anlamını da verelim:

"Ey Fuzuli ( Fuzuli kendine sesleniyor), benim bu çılgın gönlüm divanelikleri yüzünden bende rahat bırakmadı. İstiyorum ki gönlümü bir güzele vereyim de ondan kurtulayım."

Beyitteki kelime oyununu gördünüz değil mi?

İşte şairlik bu. Kelimelerle oynama sanatı.

Doğrusunu isterseniz gıpta etmemek ya da kıskanmamak mümkün değil.

   

Sayfa 1 / 13

Standart yerleşime geri dön
Follow us on Twitter

Pertevniyal.biz 27.01.2007'den itibaren free hit counterkez ziyaret edilmiştir.