Mustafa Yaşar tarafından yazıldı. Çarşamba, 03 Mart 2010 00:00
![]() |
Bir deve ile bir eşek vakt-i zamanında bir kervanda yük taşırlarmış. Kervanın sahibi de biraz insaftan yoksun biriymiş. Hayvanlara yükü çok vururmuş, yemi de az verirmiş. O yüzden kervandaki cümle hayvanat, atlar eşekler develer zayıflıktan perişan bir haldeymişler. Ağır yükler altında aylarca yol alırmış bu zavallı hayvanlar. Ovalar, dağlar aşarlarmış. Seferin biri bitmeden diğeri başlarmış.
Yine böyle uzun seferlerden birinde kervanın yolu sarp bir dağa vurmuş. Ta aşağılarda bir dere varmış. Yol demeye bin şahit ister bir ince çizgi üzerinde ölüm korkusu duya duya ilerliyorlarmış. Bir ara nasıl olmuşsa deve ile eşek uçurumdan aşağıya yuvarlanmaya başlamışlar. Tesadüf bu ya sırtlarındaki yükler yola yakın bir yerde kalmış. Bizim eşek ile deve yuvarlana yuvarlana dereye kadar inmiş. Kervanın sahibi yukarıda kalan eşyaları diğer hayvanlara yüklemiş. Aşağıya yuvarlanan eşek ile deveden artık bir hayır gelmeyeceğini düşündükleri için onları kendi kaderlerine terk edip yola revan olmuşlar.





