Perşembe, Eylül 09, 2010
   
Yazı boyutu
Giriş yap

Tanıdık Sesler

Pertevniyalli Olmak Üzerine Birkaç Söz

mustafayasar
BizLogoOkulların açıldığı günün sabahı. Yenibosna'dan metro ile Aksaray'a gideceğim. O zamanlar metronun son durağı Yenibosna. Henüz havaalanına bile gitmiyor metro.

Cam kenarında bir yere oturdum. Tam karşıma bir genç kız gelip oturdu. Kızın deyim yerinde ise gözlerinin içi gülüyordu. Mutluydu, o kadar mutluydu ki karşısında kim olsa mutluluğunu hemen fark ederdi. Kız gururlu, savaş kazanmış komutan edasıyla duruyordu karşımda. Biraz da heyecanlıydı. Heyecanı sürekli meşgul ettiği parmaklarından belliydi. Belki hafiften de bir ter basmıştı kızı.

Kız için ne bitmez yoldu metroyla Aksaray. Eminim ki ömrünün en uzun yolculuğunu yapıyordu o sabah. O uzun yolculuk esnasında genç kıza havalı bir gurur da eşlik ediyordu. Ben de buradayım, beni görmeniz gerek, burada olduğumu fark etmeniz gerek der gibi bir havası vardı kızın.

 

Tembellik Günleri

mustafayasar
BizLogo"Yarim senden ayrılalı hayli zaman oldu gel gel"
diye bir şarkı vardı bir zamanlar. Bunca aradan sonra sitemize yazmak için, elime kalem alınca diyemeyeceğim, elim klavyeye değince bu şarkı geldi aklıma.

Gerçekten iki aydan fazla oldu yazmayalı. Bir yanımı hep eksik hissettim. Ödevlerini yapmayan çocukların huzursuzluğu içinde bir yanım hep mahçup dolaştı. Yazıları yazamamanın rahatsızlığı hep yanımdaydı. Öyle olmasına rağmen bir türlü ödevimi de yapamadım.

İnsanlar kendilerini tembellik zamanlarında daha bir rahat hissettiğini söyler. Ben pek inanmıyorum buna. Bu tembellik zamanları sonraya bile kalmadan insanı huzursuz etmeye başlar. Fakat biz bir şekilde bu huzursuzluğu duymamaya zorlarız kendimizi. Duymadığımızı zannederiz. Aslında için için kendimizi yeriz de bunu kendimize bile itiraf edemeyiz. Çünkü her itirafta kendi dünyamızı değiştirmek zorunda kalacağımızdan korkarız, tembellikten kurtulmaktan korkarız.

   

Live Is Life

hakancerrahoglu2
BizLogoFenerbahçe'nin ligin ilk haftasında, ıssız bir gecede nasıl bir futbol sergileyeceği şüpheliydi. Ancak güneş gibi parlayan ışıkların altında kuzuların sessizliğinde oynadığı futbolla, Londra Senfoni Orkestrası gibiydi.

Belli ki Aykut Hoca kafasındaki soruları kolay çözmüş, gidecek oyuncuları da belirlemiş. Elindeki kadronun kalitesini çok iyi bilen Aykut Kocaman'ın tek istediği şey; bu kadronun her maçı aynı ciddiyetle, karakterli bir futbolla oynaması.

Aykut Kocaman yıllardır Fenerbahçe'de eksik olan futbol ciddiyetini ve deyim yerindeyse "sözüm özümdür" kararlılık felsefesini uygulamak isteyen bir teknik adam. Zaten bu önemli anlayış Fenerbahçe ruhunun vazgeçilmez bir parçası.

Rakiplerin Fenerbahçe'ye karşı piranha gibi saldırıya geçmesi, son saniyede kaybedilen şampiyonluklar, Türkiye kupası finalleri, Az Alkmaar, Lillie ve en son oynanan Young Boys maçı kimi zaman teknik direktör, kimi zaman da futbol ciddiyetsizliği yüzünden değil miydi?

   

Sözün Bittiği Yer

hakancerrahoglu2
BizLogoFenerbahçe'nin 100 yıllık tarihinde başına gelmeyenler, son beş yılda doludizgin gelmeye devam ediyor. Denizli'de kaçan şampiyonluk, birçok finalde kaybedilen Türkiye kupaları, Avrupa'da Az Alkmaar gibi küçük takımlar karşısında son dakikada yenilen gollerle elenmeler ve buna benzer geçtiğimiz yıl Avrupa Kupası'nda kaybedilen Lille maçı gibi karbon kopya maçlar, geçtiğimiz yıl hala kimsenin inanamadığı, terkedilen şampiyonluğun hüsranı ve şimdi ise Young Boys faciası.

Kendi fotoğrafının üzerindeki yüzlere, bir başka deyişle kendi beynimize sıktığımız tabanca gibi... Ve sonuç; Şampiyonlar Ligi'ne elveda, henüz yarı yoldayken hatta!

Böylesine güçsüz, adeta elden ayaktan düşmüş bir Fenerbahçe'ye inanın ki hiç rastlamadım.

Savaşı kazanmak için ölmeyi göze almak gerekir!

   

Gerçeğin Aydınlık Işığı

hakancerrahoglu
BizLogoFutbol aşığı insanlarla dolu ülkemizde, bu son günlerde Almanya'da dostluk maçı adı altında oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçı konuşuldu. Oynanan bu maçtan bir cümleyle söz etmek gerekirse, her zaman olduğu gibi karbon kopya maçlardan birisiydi.

Ancak köşe yazarlığıyla köşeyi dönmeyi birbirine karıştıran tükenmiş kalemlerin katalizör gazetecileri de, bu iki takım arasındaki maçı büyük maç havasında göstererek gündem yarattı. Bu durum hayatın yanlış dublöründen farklı birşey değildi.

Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının derby adı altında çok büyük maç olarak gösterilmesi, bu iki kulübün 100 yıllık tarihi boyunca yaptığı karşılaşmalar göz önünde bulundurulursa ve buna bu son 10 yıldaki Fenerbahçe'nin uzak ara üstünlüğünü de eklersek, Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının derby olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Kimi yazarlar tarafından Fenerbahçe-Galatasaray maçının  Boca Juniors-River Plate, Barcelona-Real Madrid, Celtic-Glasgow Rangers, Inter-Milan vs.. gibi takımlardan sonra dünya derbisi olarak gösterilmesi doğru değildir. Yukarıda saydığım takımlar için birbiriyle oynadığı maçların derin anlamlar taşıdığı bir gerçektir elbette.

   

Sayfa 1 / 69

Standart yerleşime geri dön
Follow us on Twitter

Pertevniyal.biz 27.01.2007'den itibaren free hit counterkez ziyaret edilmiştir.